Çözülemeyen Sorular, Sorunlar: PISA

6 Dakikalık Okuma

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA), 15 yaşındaki öğrencilerin becerilerini ve bilgilerini test ederek dünyadaki eğitim sistemlerini değerlendirmeyi amaçlayan uluslararası bir araştırmadır. 2015 yılında, 72 ülkede ve ekonomilerde 28 milyon 15 yaşındaki çocukları temsil eden, yarım milyondan fazla öğrenci, uluslararası kabul görmüş iki saatlik testi kabul etmiştir. Öğrenciler fen, matematik, okuma, işbirlikçi problem çözme ve finansal okuryazarlık alanlarında değerlendirilmiştir. (OECD, 2015)

PISA sınavı ilk olarak 2000 yılında yapıldı. Fakat üç yılda bir düzenlenen sınavın ilk senesinde katılamayan ülkemiz bu sınava 2003 yılında katıldı. OECD tarafından tesadüfi yöntemle sınava katılacak öğrenci grupları seçildi.

Ülkemizin katıldığı PISA sınavlarına baktığımızda önümüze çıkan sonuçlar hiç de iç açıcı değil!

Türkiye’nin de yer aldığı PISA-2003’ün yaptığı değerlendirmelere göre, Türkiye; değerlendirmeye alınan 41 ülke içinde, matematikte 33. sırada, okuma alanında 34. sırada, fen ve problem çözmede 36. sırada yer almıştır. (Fatma Kübra Çelen, 2011)

2006 yılı PISA sonuçlarına göre; Türkiye “okuma” alanında 56 ülke arasında 37’nci, “fen” alanında 57 ülke arasında 44’üncü, “matematik” alanında da 57 ülke arasında 43’üncü olmuştur. (Fatma Kübra Çelen, 2011)

Üçüncü Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) testinin sonuçlarına göre 2009 yılında değerlendirmeye alınan 65 ülkeye incelendiğinde Türkiye’nin fen bilimleri ve matematik alanlarında 43.sırada, okuma yeterliliğinde ise 41.sırada olduğu görülmüştür. (Fatma Kübra Çelen, 2011)

PISA sınav sonuçlarını incelediğimizde ülkemizin son sıralarda olduğunu görüyoruz. Ülkemizdeki eğitim sistemi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı, öğretmen eğitimleri ve sosyo kültürel yapı farklılıkları bu sonuçlara tesir eden önemli başlıklardan.

 Eğitim sisteminin genelde ezberci bir zihniyeti benimsemesinden kaynaklı öğrencilerin çok fazla düşünmemesi bunun sonucunda da öğrencilerin farklı problemler karşısında neler yapacağını nasıl bir düşünme yöntemi geliştirmesi gerektiğini bilmemesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Öğrenciler matematiği, fiziği sadece formüller ezberleyerek üzerinde çok fazla düşünmeden derslerini geçecek puanı almak için çalışıyorlar. Bunun yerine formülleri günlük hayatındaki sorunlara çözüm olarak beyin fırtınası şeklinde nasıl kullanabileceklerini düşünmelerini öğrenseler ortaya daha yaratıcı çözümler sunabilirler. PISA sınavını öğrenciyi düşünmeye sevk eden onun farklı bakış açıları ile bir keşfe sürükleyen bir sınav olarak görebiliriz. PISA sınavı öğrenci seçimi OECD tarafından tesadüfi yani seçkisiz yöntemle yapılıyor. Bu yöntemle ülkemizin her bölgesinden öğrenci sınava katılmaktadır. Fakat doğudaki ve batıdaki öğrenci için eğitim şartları eşit değildir. Fen okuryazarlığı alanında Türkiye’de en yüksek ortalama puana sahip bölge 448 puan ile Batı Marmara bölgesidir. Batı Marmara bölgesini sırasıyla Ege, Doğu Marmara, Batı Anadolu ve İstanbul takip etmektedir. En düşük ortalamaya sahip bölge ise 382 puan ile Ortadoğu Anadolu bölgesidir. (M.E.B., 2015) Bu veriler doğu illerimiz ile batı illerimiz arasında eğitimin istenilen düzeyde olmadığını bize kanıtlıyor. Kaynak yetersizliği, öğrencilerin teknolojiyi kullanmalarına yönelik hazır bulunuşluk düzeylerinin farklı olması birer etkendir.

 Eğer gerçekten PISA sınavlarında belli bir yere gelmek istiyorsak öncelikle ülkemizin her yerinde eğitimi belli bir noktaya çıkarmamız gerekli, imkânlarımızı seferber etmemiz gerekiyor. Fırsat eşitliğini sağlamamız gerekiyor. Öğretmenlerimize yatırım yapmalıyız. Onların gelişimi için hizmet içi eğitimleri nitelikli olarak arttırmalıyız. Çünkü öğrencilerin gelişimleri ancak nitelikli, donanımlı öğretmenler ile olur. PISA’da okul yöneticilerinden, son üç ayda herhangi bir mesleki gelişim programına katılan tüm öğretmenler ve fen öğretmenlerin yüzdesini bildirmeleri istenmiştir. Tüm ülkelerde aynı standardı sağlamak için mesleki gelişim programı şu şekilde tanımlanmıştır:

Mesleki gelişim programı, pedagojik uygulamaları ve öğretim becerilerini geliştirmek amacıyla tasarlanan resmi programdır. Bu program, onaylanan bir yeterliliğe dönüşebilir veya dönüşmeyebilir. Program, toplamda en az bir gün sürmeli ve eğitim öğretim üzerine odaklanmalıdır.

Elde edilen bulgular neticesinde özellikle İngilizce konuşan ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Avustralya, Birleşik Krallık ve Yeni Zelanda ile Singapur’da öğretmenlerin en az dörtte üçünün, PISA uygulamasının yapıldığı tarih itibariyle son üç ayda en az bir defa herhangi bir mesleki gelişim programına katıldığı belirlenmiştir. OECD ülkelerinde her iki öğretmenden en az biri; Türkiye, Norveç, Gürcistan ve Makedonya’da ise öğretmenlerin dörtte birinden daha azı son üç ayda bir mesleki bir gelişim programına katılmıştır. (M.E.B., 2015)

  PISA sınavında en başarılı ülkelerden biri olan Singapur’ un en çok üzerinde durduğu öğretmen seçimidir. En iyi öğrencileri öğretmenlik için seçiyorlar. Öğretmenler doktorlar ile aynı statüde konumlandırılıyor. Öğrenciye verilecek ev ödevleri nitelikli oluyor ve öğrenciye bir şey katması için veriliyor. Sadece ezberci olarak ödev yaptırtılmıyor.  2015 PISA sınavı raporlarına bakıldığında öğrencilerin devamsızlığı PISA sınavı yapılmadan önceki 3 haftalık zaman diliminde artış göstermektedir. Bu da sınavdaki başarıyı etkileyen önemli etkenlerden biridir. Sonuç olarak diyebiliriz ki eğer gerçekten başarıyı yakalamak istiyorsak eğitimin niteliğini her yerde eşit bir seviyeye getirmeliyiz.

Fatma Kübra Çelen, A. Ç. (2011). Türk Eğitim Sistemi ve PISA Sonuçları. Akademik Bilişim’11 – XIII. Akademik Bilişim Konferansı Bildirileri, (s. 765-770). Malatya.
M.E.B. (2015). PISA 2015 ULUSAL RAPORU. ANKARA: Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü.
OECD. (2015). OECD: http://www.oecd.org/pisa/aboutpisa/ adresinden alındı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir