Dargın Eşyalar – Dargın Koltuk

4 Dakikalık Okuma

“Bobli ve Maceraları” hikaye serisinin yazarı Kübra Aldım’dan yepyeni bir macera sizlerle… Dargın Eşyalar ilk bölümü olan “Dargın Koltuk” ile başlıyor.

eğitimgen.com keyifli okumalar diler.

BÖLÜM 1

Ben, Selin Hanımların evinde üzerinde geometrik desenleri olan; mavi renkli tatlı mı tatlı bir koltuğum. Sevimli ve rahat bir koltuk olduğumun bu evde galiba sadece ben farkındaydım. Hiç kimse beni ziyarete gelmiyor, üzerime oturmuyordu. Selin Hanımlar ve Fuat Beyler üç çocuk ve Selin Hanımın annesi ile yaşıyorlardı.

Diğer koltuk arkadaşlarıma her gün ziyarete giderlerdi. “Ne kadar yorulmuşum böyle! Oh ne rahat!” diye arkadaşlarımı över över dururlardı. Bense salonun bir köşesinde tek başıma onların gelmesini beklerdim.Hayır, olamaz! İnanamıyorum! Bu yaklaşan Mehmet miydi? Bana doğru geliyor. Evet Mehmet, hadi biraz gel de sohbet edelim. Mehmet beni görmedi bile! Yine yalnız kaldım.

Yanlış alarmmış arkadaşlar. Mehmet sadece yanımdan geçmiş. Beni ve arkadaşlarımı eve ilk aldıklarında Selin Hanım ve Fuat Bey pek sevinçliydi. Bende yeni evimi ve ailemi rahat ettirecektim. Üzerime bazen battaniyeler, bazen kitaplar koyarlardı. O zamanlar kendimi eşya taşıyan bir bavul gibi hissederdim. Tek kişilik bir koltuktum ben. Hem istediğim gibi dönebiliyordum. Fakat bu eve geldiğimden beri hiç dönemedim. Halbuki ne kadar eğlenceli bir özelliğim vardı. Bazen küçük Zeynep üzerime çıkmak istiyordu. Fakat Selin Hanım Zeynep düşer diye hemen ona mani oluyordu.

Ben bu evin en çok oturulan vakit geçirilen oturma odasında kaybolmuştum. Kimse beni görmüyor, kimse benimle ilgilenmiyordu. Bu eve geleli tam üç ay olmuştu. Üç aydır koltuk arkadaşlarımın mutluluğunu uzaktan izler dururdum. Beni neden fark etmiyorlardı?

Ben bunları düşünürken birden zil çaldı. Ooooo! Bir, iki, üç, dört, beş kişiydiler. Eve misafir gelmişti. Yaşasın! Koltuklarda yer kalmayacak belki de benim üzerime oturacaklardı. Dur dur Selin Hanım, ne sandalyesi? Ne sandalyesi taşıyorsun, ben varım işte! Selin Hanım oturma odasına sandalyeler getirdi. Misafirleri ayakta kalmasınmış… Bak bak sen! Ben ne güne duruyorum Selin Hanım? Vay vay vay… Ah canım benim, gelen misafirlerin bebeği ağlamaya başladı. Bir yeri mi acıyordu acaba? Bebeğin annesi beşiğini özlediğini söyledi. Sallanan bir şeydi değil mi beşik? Ah vidalarım… Ah ayaklarım… Üzerime koyulan da neydi böyle. Bu güzel bebek. Ne kadar da güzelsin sen! Demek beni beşik yerine koydunuz. Çünkü ben dönebiliyorum. Muhteşem bir koltuktum ben.  Ah Selin Hanım! Ah Fuat Bey! Biricik çocuklar! Nazan anneanne! Beni sonunda fark ettiniz. Bebeği üstümden alıverdiler. Ağlaması da duruverdi. Beni sevmiş olmalı.  Ohhh! Fuat Bey şimdi sıra sizde. Fuat Beyler de gelmişler. Hoş geldiniz efendim, şerefler verdiniz.

Sonunda bana bir uğradınız. Artık benim de bu evin bir eşyası olduğumu anlamışlardı. Çok mutluyum. Diğer koltuk arkadaşlarım gibi ben de evdeki ailemi rahat ettirecektim. Beni bundan sonra yine unutmazlardı değil mi?

2 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir