Dargın Eşyalar – Eşini Arayan Terlik

3 Dakikalık Okuma

Kübra Aldım’ın kaleminden “Dargın Eşyalar” ikinci bölümü olan “Eşini Arayan Terlik” ile sizlerle…

eğitimgen.com keyifli okumalar diler.

BÖLÜM 2

Sanki küçücük bir kutuya sıkışmış gibiyim bu dolapta. Yerim dar geliyor. Ufaktan biraz büyük, pek rahat bir terliğim ben. Evet, doğru duydunuz! Ben bir ev terliğiyim. Terliğiydim daha doğrusu. Ta ki o zaman gelene kadar…

İki kişi, bir çift terliktik biz. Birbirini seven iki dosttuk aslında. Selin Hanımların evinde yaşıyorduk. Selin Hanım, bizi güzel bir mağazadan satın almıştı. Uzun süredir kendisinin terliği olarak görev yapıyorduk. O kadar yoruluyorduk ki! Bazen sağa sola fırlatılıyor, bazen yerden yere vuruluyorduk. Kâh gülüyor kâh ağlıyorduk. İnsanları üzerimizde taşımaktan tabanlarımız sızlıyordu. Birbirimizi teselli ediyor, bunun da bizim bir mesleğimiz olduğunu düşünüyorduk. Yemiyor, içmiyor; Selin Hanım’ın ayaklarını sıcak tutmak için çabalıyorduk.

Hele o çamaşır makine günlerimiz! Ah o günlerimiz! Eeee, o kadar yere gittikten sonra haliyle kirleniyorduk. Selin Hanım, temizlenmemiz için bizi çamaşır makinesine atıyordu. Sular birden makinenin içine doluyor, yaklaşık bir saat kadar dönüp duruyorduk. Hele o makine bizim suyumuzu sıkarken sormayın halimizi! Makineden çıktığımızda sudan çıkmış balık gibi oluyorduk.  Her geçen gün birbirimize bağlanıyor, her yere birlikte gidiyorduk.

İşte o gün gelmişti. Kırmızı puantiyeli, mavi renkli eşim… Benden bir an olsun ayrıldı ve bir daha hiç gelmedi. Selin Hanım evin her köşesinde eşimi aradı, bulamadı. Bu kadar imkansız olamazdı. Bunca çileyi, bunca derdi paylaştığım yol arkadaşım bir daha bulunamadı. Kendi çapımda, canım eşim için bir kayıp ilanı hazırladım. Diğer tüm terlik çiftlerine dağıttım. Gören, duyan varsa haberimiz olsun, hemen yardıma koşalım diye. Hiçbir haber gelmedi. Sonra da küçücük bir dolabın en kuytu köşesine atıldım ve bir daha hiçbir işe yaramadım.

Eşim olmadan ben hiçbir şey ifade etmiyordum. Selin Hanım’a çok dargındım. O da ne? Gözüme vuran ışık da neydi böyle? Dolap aralandı. Bu köşeyi pek açmazdınız Selin Hanım, ne oldu? Aaaaa, ne oluyor? Nereye götürüyorsunuz beni? Bu da ne? Karşımda birden biricik terlik eşimi görünce çok mutlu oldum.  

Canım eşim… Sen nerelerdeydin? Beni bırakıp nerelere gittin? Meğer Selin Hanım beni eşimin yanına getirmiş, tekrar bizi ayaklarına geçirdi. Daha seni kaybetmem değil mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir