Eğitimgen Blog - Montessori'yi Anlamak

Montessori'yi Anlamak

        Montessori'yi Anlamak

        Eğitimle ilgili bir iş yapıyor olalım ya da olmayalım gün içinde mutlaka özgür, kendi hızında ilerleyen, farklılıklarına saygı duyulan, birey olma duygusuna erişmiş çocuk gibi pek çok kavramı gerek sosyal medyadan gerek yakınlarımızdan gerekse arkadaşlarımızdan duyuyoruz. Peki nedir bu kavramlar dediğimizde önümüze büyük bir okyanus çıkıyor. Her nesnesi birbirinden farklı fakat bir o kadar da aynı bir bütünün parçaları…

        İsmini İtalya'nın ilk kadın doktoru olan Pedagog Maria Montessori'den alan Montessori yöntemi bugün okullarda sıkça tercih edilen ve günlük yaşantımızda kullanabileceğimiz çok kapsamlı bir eğitim sistemidir. Her çocuğun kendine özgü öğrenme hızı, ilgi alanı ve bireysel becerileri olduğunu kabul eden bu sistemin özünde çocuğun kendi kendine yetebilmesi sağlanmaya çalışılır. Dolayısıyla çocukluk döneminde kazanılan bu önemli beceri bir çocuğun hayat merdiveninin henüz ilk basamaklarında ileriye olan tüm hareketlerini kolaylaştırır.



montessoriyi-anlamak-1.jpg - Eğitimgen

        Hepimizin aklına "Madem çocukların gelişiminde bu kadar etkili olan bir sistem var o zaman neden tüm eğitim kurumları bu sistemi uygulamıyor?" sorusu gelebilir. Aslında sorunun cevabı çok basit! Çünkü bizde çok yaygın olmayan ve daha çok özel okullarda uygulanan bu sistem tamamen çocuk merkezli bir felsefenin ürünüdür. Bizde ise tüm çocukların aynı gelişim basamaklarında oldukları varsayılarak belirlenmiş bir müfredat söz konusudur. Öğretmenin daha anaokulu döneminde dahi sene sonuna yetiştirmesi gereken onca işi vardır. Öğretmen özgür olmadığı için çocuğun özgür ve özgün olmasından da bahsetmek maalesef mümkün olamamaktadır. Halbuki öznesinin kendisi olduğu bir yaşantı ancak çocuğu özgür kılabilir.

        Evde ebeveynlerinin okulda öğretmeninin otoritesinin dışına çıkamayan çocuk, hayatı boyunca birtakım otoritelerin yönetimine de düşünmeden teslim olur. Çünkü farkettirilmeden bilincimize kazınan şey aslında kendi kendimizi yönetmemizin, sınırlarımızı kendimizin belirlememizin mümkün olmadığıdır. Kendince iyi bir disiplin uyguladığını düşünen, disiplinle ilgili ön öğrenmeleri otoritenin çizdiği sınırların dışında hareket etmemeye dayalı olan bir öğretmenin, öğrencilerine kendi hızında ilerleme, yaşam becerisi kazandırma konusunda alan açması da söz konusu olamamaktadır.



montessoriyi-anlamak-2.jpg - Eğitimgen

        Halbuki okul öncesinden liseye kadar her kademe için belirlenmiş bir programı bulunan bu felsefe uygulanabilirliği ve çocuğa kazandırdığı beceriler bakımından pek çok sistemi gerisinde bıraktırmaktadır. Bugün dünyanın en zenginlerinin Montessori eğitimi almış olmaları bir tesadüf değildir. Ve bu zenginler çocuklarının eğitimleri konusunda da aynı yolu izlemeye devam etmektedirler.

        Ülkemizde uygulanmaya başlandıktan hemen sonra faydalarının görüldüğü bu sistem için ciddi eğitim reformlarına ihtiyaç duyulduğu ortadadır. Öncelikle öğretmen yetiştiren üniversitelerin öğretmenlerin, öğrencilere bilgi aktaran pasif bir taşıyıcı olmadıkları, öğrencisinin her duygusunda ona yalnızca eşlik eden, ona kendisi olabilmesinde alan açan, davranışların içselleşmesinde değeri olmayan ödül ve ceza gibi mekanizmalar yerine öğrencisinin içgörüsünün ve iç disiplininin gelişmesine destek olan becerilerinin gelişmesi için adımlar atmaları gerekmektedir. Bugünkü anlayışla devam edildiği takdirde bu uygulamalar şimdi olduğu gibi ancak sayabileceğimiz uygulamalar olmanın ötesine geçemeyecektir.



montessoriyi-anlamak-3.jpg - Eğitimgen

        Bugün sıkça duyduğumuz ve hatta pandemi sürecinde bizzat yaşamak zorunda kaldığımız yavaşlık Montessori için temeldir. Çocukların kendi ritimlerini bozmayan öğretmen, öğrencisinin ruhsal öğrenmesine sessizliği ile dahil olur. Her dakika yaptığı yönlendirmeleri, olumlu olumsuz pekiştireçleri ile değil… Çünkü ruhsal öğrenme ancak belirli bir dinginlikle içselleşebilir. Halbuki konar göçerliğimizden midir bilinmez tez canlı olan bir topluluk olarak yaşamımızı sürdüren bizler hayatın akışına sürekli müdahale ederek çoğu konuda sabır gösteremeyiz. Çocuğun yapması gereken işleri bir çırpıda yapan bizler çocuğu "Ben yapabilirim." duygusundan "Ben yapamıyorum." duygusuna sevk ederiz.

        Yoğun, stresli şehir ve iş yaşamımızda çocuğun gelişimi için zamanında veremediğimiz izinler daha sonra "Bu çocuk kime benzedi? Neden çalışmalarının sorumluluğunu almıyor? Hadi demeden iş yapmıyor." gibi sıkça duyduğumuz rehberlik odası şikayetleri haline gelir. Halbuki sormamız gereken şey bizlerin çocuklarımızın kendi sorumluluklarını kendisinin almasında hangi rolü oynadığımızdır. Destekleyen iyi bir eşlikçi mi sürekli iteleyen otoriter bir ebeveyn mi?



montessoriyi-anlamak-5.jpg - Eğitimgen

        Bizim eğitim sistemimiz çocuğun yaptıkları değil yapamadıkları üzerine kurulu gibidir. Bir veli toplantısında kendi öğrenme yolculuğunun farkında olmayan bir öğretmenden çocuğun hep yapamadıklarını duyarsınız. Çocuğun yazısı kötüdür, çemberi iyi çizemez, derste çok konuşur, kitap okumaz… Bu liste uzar gider. Halbuki çocuğun sosyal iletişimi çok iyidir, çok yardımseverdir, sorunlara anında çözüm geliştirebilir. Bu yönleriyle gayet başarılıdır ve ileride yapacağı iş her ne olursa olsun bu özellikleriyle mutlaka kabul görecektir. Yapılan olumsuz değerlendirme öğrenmeyi hep akademik becerilerle sınırlı olarak düşünmekle alakalıdır. Fakat Montessori eğitiminde çocuğun yapabildikleri açığa çıkarılır. Çocuğun "çocuk olma" hallerine saygı duyulur. Çocukların aşırılıkları şımarıklık, sakarlık, beceriksizlik olarak etiketlenmek yerine var olan bir ihtiyacın karşılanmaması olarak görülür. Ve böyle görülmesi bile sorunun yarısının baştan çözümünü getirir. İhtiyacı karşılanan çocuk aynı davranışı farkındalıkla tekrar etmez ve sorunlar bir kar topuna dönüştürülmez.



montessoriyi-anlamak-4.jpg - Eğitimgen

        Sadece parklarda duyduğumuz "Kardeşe yardım et!" cümlesi Montessori için çok kıymetlidir. Yaş gruplarının kesin olarak çizilmediği birbirinden yaşça büyük ve küçük çocukların bir arada olduğu bu sistemde çocuklar birbirlerinin yaşantılarından ve deneyimlerinden öğrenme fırsatı bulurlar. Biz okul öncesi dönemde dahi çocukların akademik yaşantısına o kadar çok takılmışızdır ki çocukların birbirlerinden öğreneceklerinin önemini göz ardı ederiz. Halbuki bahçede oynarlarken çorabı çamurlanan iki çocuk Montessori ışığında çoraplarını yıkayıp asabilirler. Ve eminim kalem tutarken değil çorap yıkarken gelişmesi istenen parmak kasları daha çok kuvvetlenecektir.

        Kendi seçimini küçük yaşlarda yapabilmesine izin verilen çocuklar hayat yolculuklarında seçimlerini daha kolay yaparlar. Fakat örneğini çok gördüğümüz gibi araba almasına izin verilen çocuk aldığı arabanın rengine dahi kendisi karar veren bir ebeveyne sahipse işi epey zorlaşacaktır. Seçim yapmak başlı başına zor bir durumken çocuk için farklı önerilerle seçim yapması sağlanan ve bu yolla güven kazanmasını sağlamak varken çocuk yerine karar vermek tamamen bu güveni baltalamaktır. "O yemez o sevmez." gibi çocuk adına yapılan konuşmalar çocuğun kendi kimliğini inşa edememesine neden olur ki bu ilerleyen dönemlerde başka sıkıntıları da beraberinde getirir.

        Çocuk gelişiminde pek çok faydası bulunan bu sistemin henüz tüm ülkemizde yaygınlaşmamış olmasının tabi ki pek çok nedeni bulunabilir. Sistemi tümden kaldırmaya ya da Montessori'nin bilinen tüm materyallerini almaya gücümüz yetmeyebilir fakat bunların ötesinde yapabileceğimiz basit iyileştirmeler, alacağımız bir takım yeni kararlar ve kurallar vardır. Öncelikle kendi ev yaşantılarımızın bu yönlü değişimine izin vermek bile çocuklarımızı bir adım öteye taşıyacaktır. Evde çocuğun fiziksel durumuna uygun olacak şekilde yapılan düzenlemeler (mesela bir kitaplığın dik olarak değil yan yatırılarak çocuğun erişiminin kolaylaştırılması gibi) evi çocuğun gerçek bir yaşam alanına çevirme, onu ev işlerine dahil etme, kendi davranışının sorumluluğunu alabilmesi günlük yaşam becerilerini kazanabilmesi, mesela bağcıklarını bağlayabilme olgunluğuna eriştiğinde onu 1 dakika bekleme sabrını gösterebilmemiz çocuğumuzu mutlu ve sağlıklı kılacaktır.



montessoriyi-anlamak-6.jpg - Eğitimgen

        Bir öğretmen ve anne olarak yıllarca çocuklarda rastladığım en büyük eksikliğin kendi davranışının sorumluluğunu alamamaları olduğunu görmem oldu. Çocuklar olmadan yapılan veli toplantılarında çocuğun ebeveyninden azar olarak işiteceği sorumsuzluklar yerine her daim ebeveynlerin yapabileceklerine ilişkin notlarımı aktarmayı yeğledim. Her çocuğun sözde değil özde var olan farklılığının bilinciyle girdiğim her dersimde bir Türkçe öğretmeni olarak değil çok sesli bir koro gibi davranmaya çalıştım ki kendini sadece sözle ifade edemeyenler de ortaya çıksın. Bu sistemin testçi öğretmenlerinden biri olmadığım için her ne kadar garipsensem de çocukların üniversiteye gittiklerindeki geri dönüşleri bana yaptığım işteki doğruluğu her seferinde gösterdi. Bugün yaşadığımız pandemi süreci çocukların temel yaşam becerileri kazanmalarında tamamen bir fırsattı. Bugüne kadar kendi öğrenmesinin sorumluluğunu almamış, kendi bakımını dahi üstlenmemiş her çocuk, evdeki yaşama bir özne olarak dahil olarak bu bilinci tümüyle olmasa da kazanabilir. Ben de eğitim materyallerinin olmadığı bir sınıfta söz şarkıya, şarkı dansa, dans matematiğe dönüştüğün de öğrencimin hızına, aldığı karara, çocukluk hallerine saygı duyduğumda kendi Montessori hedeflerime ulaşmış oluyorum.

        Bugün internette Montessori araması yaptığınızda karşınıza çıkacak Montessori yatağı ya da Montessori kitaplığına değil Montessori anlayışına ihtiyacımız var. Pek çok yönüyle öncelikle sistemin rahatlamasını sağlayacak bu felsefenin hayata geçmesini umut ederek kendisi olmasına izin verilen tüm çocukların masallarının heyecanının hepimizi sarması dileklerimle…

Eğitimgen Blog Kategorisindeki Konular

Ana Blog
Ailece Eğlenerek Oynayabileceğiniz Kutu Oyunları

Eğitimgen tarafından hazırlanan " Ailece Eğlenerek Oynayabileceğiniz Kutu Oyunları " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Bir Kavram Bir Çocuğa Ne Verir?

Kardelen ÖZDEMİR tarafından hazırlanan " Bir Kavram Bir Çocuğa Ne Verir? " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Birlikte Karar Verelim Mi?

Niket ÇELİK tarafından hazırlanan " Birlikte Karar Verelim Mi? " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
BÜTÜN ÇOCUKLAR AYNI MI?

Süleyman ÖZDEMİR tarafından hazırlanan " BÜTÜN ÇOCUKLAR AYNI MI? " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuğunuzun 'Hayır' Direnişine Karşı 7 Akıllıca Yöntem İle Başetmenin Yolları

Eğitimgen tarafından hazırlanan " Çocuğunuzun 'Hayır' Direnişine Karşı 7 Akıllıca Yöntem İle Başetmenin Yolları " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuğunuzun Kaygılarının Farkında Mısınız?

Burcu Sinem CİVEK tarafından hazırlanan " Çocuğunuzun Kaygılarının Farkında Mısınız? " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuk ve Aidiyet Bağı

Dilek TURAN ERYETLİ tarafından hazırlanan " Çocuk ve Aidiyet Bağı " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuklar Gizli Düşmana Karşı

Eğitimgen tarafından hazırlanan " Çocuklar Gizli Düşmana Karşı " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuklara Ne İyi Gelir?

Kardelen ÖZDEMİR tarafından hazırlanan " Çocuklara Ne İyi Gelir? " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuklarda İhtiyaçlar Hiyerarşisi Ve Önemi

Dilek TURAN ERYETLİ tarafından hazırlanan " Çocuklarda İhtiyaçlar Hiyerarşisi Ve Önemi " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuklarda Sosyal Duygusal Gelişim

Niket ÇELİK tarafından hazırlanan " Çocuklarda Sosyal Duygusal Gelişim " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuklarda Sosyal Duygusal Öğrenme

Kardelen Özdemir tarafından hazırlanan " Çocuklarda Sosyal Duygusal Öğrenme " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz

Ana Blog Ana Kategorisine En Son Eklenenler

Eğitimgen Blog
Eğitimgen

Eğitimgen ailesine katılmak için bizimle iletişime geçin!

Aktivite Ana Kategorisine En Son Eklenenler

Eğitimgen: Tüm bilgi birikimimizi paylaşıyoruz

Eğitimde fırsat eşitliğini destekleyen, yeni fikirler üreten, özgün ve farklı içerikler oluşturmaktayız.

YUKARI