Eğitimgen Blog - Yüzyılın En Büyük Problemi

Yüzyılın En Büyük Problemi

YÜZYILIN EN BÜYÜK PROBLEMİ 'KORONAVİRÜS'ÜN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

İnsanlık olarak çok zorlu bir süreçten geçiyoruz. Bu zorlu süreçte sınandığımız şey hem bireysel hem de sevdiklerimizin yaşamlarını idame ettirebilmeleri için ihtiyaç duyulan sağlık. Sağlığımızın devamlılığı için gerek televizyonlarda gerekse de sosyal medyada bizlere anlatılan bazı tedbirler mevcut. Bu tedbirlerin hepsi hijyeni vurguluyor. Hijyen kavramı ilk çocukluk, okul öncesi dönemden itibaren ebeveyn tarafından öz bakım becerileri olarak çocuğa gösterilerek anlatılır. Kimi ebeveyn bu konuda zamanında çocuğu desteklerken, bazı ebeveynler çocuğa bu yetiyi kazandırmakta çocuğunun başaramayacağını düşünerek ötelemektedir. 21.yy'da internetin ve teknolojik gelişmelerin insanlık tarihinin belki de daha önceleri tahmin edemeyeceği ütopik boyutta olduğu bu süreçte hala ellerimizi nasıl yıkayacağımızı, hapşırırken veya öksürürken neler yapmamız gerektiğini konuşuyor olmamız oldukça düşündürücü bir boyutta maalesef.

Virüsler ve bakterilerden kaynaklı hastalıklar, insanlık tarihi boyunca hep var olmuştur. Ancak insanoğlunun her bencil hareketinde mutlaka doğanın kendisine bir yaptırımı olarak karşısına çıkmıştır ve çıkacaktır. Evet bu süreç geçecektir ki temennimiz hızlı ve en az zararla sonlanması böylece sağlığımızı hedef olan bu tehdidin yok olmasıdır.

Peki bu süreç hayatlarımızı ve buna bağlı olarak duygularımızı nasıl etkiledi? Çin'in Wuhan kentinde başlayan bu salgın tüm dünyayı kısa sürede etkisi altına aldı. İnsandan insana hızlıca geçmesi dünyanın karantinaya alınmasını, zorunlu haller olmadıkça sokağa çıkılmamasına, hayatı etkileyecek birçok alanın okulların, iş yerlerinin, üretim alanlarının kapanmasına neden oldu. Tüm dünya hem sosyal hem de ekonomik olarak zorlu süreçlere girdi.



42254-1024x596.jpg - Eğitimgen

Tüm bu zorlu süreçlerden en çok etkilenenler yine ve yeniden maalesef çocuklar oldu. İnsanoğlu yaşı olgunlaştıkça, hayatı deneyimledikçe olası veya olağan dışı birçok sürece, olaya karşı bir öngörüye sahip olur. Geçmişine dayalı olarak, okuyarak ve yaşadıklarından, anlatılanlardan kendisine bir ders çıkarır ve mutlaka bilinç altında bir acil durum eylemi oluşturur. Bu acil durum eylemini hayatına yapılan darbenin kendisinde yarattığı şoku atlatarak, artı ve eksilerini kısa sürede kavrayıp devreye sokar. Ama çocukların süreci maalesef bu şekilde işlemez. Çünkü o hayata karşı savunmasızdır ve vereceği tepki için yanı başında duran ebeveyne veya ona bakım veren kişiyi baz alır. Çünkü yeterince deneyimi ya da ön sezisi oluşmamıştır. Eğer güven duyduğu bu kişi şoku uzun süre yaşar ve etkisinden kurtulamaz ise çocuk da korkar ve kaygı duymaya başlar. Çünkü çocuk çok iyi bir gözlemci ve dinleyicidir.

Çocuğun en güven duyduğu, onu hayata hazırlayan o GÜÇLÜ ve HAYRAN olduğu, ROL MODEL aldığı kişi gözlerinin önünde yüceliğini kaybediyordur. Gözlerinin içi gülen, ona sevgiyle sarılan kişinin gözüne yerleşen korkuyu görür ve 'EYVAH!' der. Ben şimdi ne yapacağım. Bu korku zamanla kaygıya, korkulu rüyalara, sürekli tedirgin ve irrite bir ruh hali ile agresif tavırlara yol açar. İşte tam da o anda şoktan çıkamayan ebeveynin bir de aniden nedenini bilemediği bir şekilde gerginleşen çocuğu ile başa çıkması gerekecektir ki bunu yönetmek çok zordur.

Peki biz ne yapmalıyız?

Öncelikle çocuklardaki korkuyu yok saymamalıyız. ''Burada korkacak bir şey yok!'' demek aslında burada korkulacak çok şey var imajını yaratacaktır. Korkuyu yok saymaya çalışmak ya da yok saymak çocukta korkuyu bastırmasına neden olacaktır. Her bastırılmış duygu ileride çocuklarda ciddi kaygı bozukluklarına, onay bekleyen veya onay almak uğruna kendisine yabancılaşan bireylere dönüşmelerine neden olacaktır.

Yapılması gereken ilk şey çocuğumuzun bu konu hakkında hangi bilgilere sahip olduğunu öğrenmeye çalışacağız. Onlara ''Bu konu hakkında neler biliyorsun?'' şeklinde bir soru yöneltebilirsiniz. Onun cevabına göre yaşına uygun somutlaştırarak anlatmanız doğru olacaktır. Çocuklarımız yaşları itibari ile somut dönemdeler. Yaşanılan bu süreç onlar için soyut kalabilir.

Süreci somutlaştıracak bazı deneyler yapabilirsiniz. Karabiberli su deneyi veya beyaz eldivenli bir kişinin siyah boya kullanarak el yıkamayı anlattığı video gibi (ki sosyal medyada mutlaka karşınıza gelmiştir). Mikrop, virüs veya bakteri gibi kavramları hiç birimizin çıplak gözle görebileceği bir olgu değildir. Onları sadece mikroskop ile görebiliriz. Ancak biz özellikle çocuklar için soyut olan olguları buradaki deneyde olduğu gibi karabiber ile somutlaştırabiliriz.



548956-pjzmy9-726-1024x683.jpg - Eğitimgen

Çocuğun konusunu öğrenmenin yanı sıra öğrenmemiz gereken bir başka şey de çocuğun duygusunu keşfetmek ve anlamaktır. Bunu anlayabilmek için ''Bu konuda ne hissediyorsun?'' diye sormalıyız. Bu şekilde sormamızın amacı hem ifade etmesini hem de farkında olmasına yardımcı olmak. Çocuğumuzun yaşadığı duygu ile baş edememesi onda korku ve daha ileri boyutta da kaygıya neden olur. 

İnsanlarda korku ve kaygılarının altında 3 temel olgu yatar.

1- Utanç (Toplumsal kabul görememekten korkma, sevmezlerse, beni istemezlerse, gruba dahil etmezlerse, vb. düşünceler)

2- Yetersizlik (Tek başıma yapamam, ben beceriksizim vb. düşünceler)

3-Hayatta Kalma (Bana bir şey olacak korkusu)

Tüm insanlarda bu 3 olgu mevcuttur. Buna rağmen fark ederiz ki bazı çocukların kaygı ve korku süreçleri daha yoğun ve daha uzun sürer ve bu da çocuğun günlük rutinlerini sürdürmesine hatta uyku süreci ya da uyku problemlerine bile engel olabilirken kimi çocuk daha az kaygılanır ve rutinlerinde ciddi bir değişim yaşamaz. Bunun en önemli nedeni aile ile kurulan ilişkidir. Eğer çocuğun ailesi ile kurduğu bağlanma süreçleri ve ilişki sağlıklı ve onda tedirginlik yaratmıyorsa korku seviyesi normal seyreder.  Aile ile ilişkisinde güven veya ilişki sürecinde güvende hissetmeyen çocukların yaşadığı korku daha büyük boyutta olacak. 

Korku ve kaygı, biz insanların hayatta kalma iç güdümüzü yönetir. Kişi onda korku veya kaygı yaratan bir olayla karşı karşıya kaldığında bilinç altı otomatik olarak 'savaş veya kaç' komutu verir. Burada en önemli şey çocuğun kaç komutunu almamasıdır. Kaç komutu bu süreç için bastırma sürecine girmesine neden olabilir. 

Genellikle aile ilişkilerinde hep nasihat edilen, uyarı alan çocuklarda tedirginlik daha fazla olacaktır. İlişki sürecini kısa vadede değiştirmek çok mümkün olmayacaktır ancak uzun vadede olumlu değişim yaratmak mümkündür. Bu süreci başlatabilmek için bazı adımlar mevcuttur:

1- Çocuğun anlattığı her şeyi biz ebeveynlere saçma gelse de sonuna kadar dinlemek. Mesela gece veya karanlık korkusu olan çocuğa ''Abartma, bak işte bir şey yok!'' şeklinde alaycı, hissettiği duygusuyla empati kurulmayan bir tavır ile karşılaşmış olması muhtemeldir. Biz de o dönemlerimizde hatırlayamadığımız aynı veya benzer korkular yaşamış olabiliriz, ki belki de hatırladıklarımız da olabilir. Öncelikle biz de onun yaşındaymışız gibi düşünebilmeliyiz. Belki anımsadığımız, anımsamamış olsak da o anda üretebileceğimiz ve gerçekmiş gibi sunabileceğimiz benzer bir olayı yaşadığımıza dair benzer örnekler anlatmak, ''Ben de yaşamıştım'' şeklinde konuşabilmek çocuğun kaygı düzeyinin azalmasına yönelik bir konuşma rahatlamasına yardımcı olacaktır. Böylece çocuk bu konuda yalnız olmadığını, yaşadığı şeyin normal olduğunu ve sorunun kendisine has bir sorun olmadığını anlayacak ve güvende hissedecektir. Çünkü hayatta en çok güvendiği, rol model aldığı siz ebeveynlerin de bu durumu yaşamış, bu duyguyu hissetmiş olduğunuzu bilecektir. Bu davranışı sergileyebilmemiz onlara sunmaya çalıştığımız GÜÇLÜ anne-baba olma olgusunu ortadan kaldırmayacaktır.  Böylece korkuyu yok saymayacaklar ve korkularını yönetmede yetersiz olduklarını düşünmeyeceklerdir. Sonrasında beraber çözüm yolları üretmek onların düşünmelerine yardım etmek '' Ne olursa kendini daha rahat hissedersin?'' gibi sorular yöneltebilirsiniz. Eğer çocuğun ürettiği fikirler sizin o anki sürecini kısıtlayacak şekilde olursa 2 veya 3 alternatifi siz ona sunarak seçmesini isteyebilirsiniz.

2- Bunun dışında bol bol sohbet edin. Sohbet konularınız kesinlikle yaşanılan bu süreci içermemeleri. Evde konuşulacak, araştırılacak konular, belki de yapılabilecek deneyler ile ilgili evdeki tüm bireylerin akıllarına geldikçe içine yazıp atabilecekleri bir kavanoz oluşturulabilir. Hatta isterseniz her biri için ayrı kavanozlar oluşturabilirsiniz. Böylece sohbet saatleri konularınızı içinden çekerek belirleyebilirsiniz.



16365-1-1024x683.jpg - Eğitimgen

3-Mutlaka evde rutinlerinizi (arada esneklik paylarını mutlaka bırakın ve bunu da sözel hatta yazı ile belirtin çünkü yaşadığımız bu süreçte bu tür esnemeler yaşanılacak program değişikliğinde hem sizlerin hem de çocukların duygu ve davranışlarını yönetmede yardımcı olabilecektir.) oluşturun ve bunu çocuklarınızın da dahil olduğu bir aile toplantısı olarak yapın. Aslında ara tatil bitti ve okul süreci başladı bu hafta itibari ile. Dolayısıyla çocuklarımızın yatma saatleri değişmemeli, özgürce diledikleri kadar bilgisayar veya tablet ile oynama zamanları mevcut olmamalı. Tatil öncesi süreçlerindeki sorumlulukları devam ediyor. Bunları mutlaka konuşun.

4- Ders saatleri ve dinlenme, oyun saatleri dışında evdeki işlere onları da dahil edin. Odasında oturup keyfi tv veya tablet ile oyalanırken (beraber belirlediğiniz rutininiz dışında) siz mutfakta iş yapmayın. Onları da bu tür sorumluluklara dahil ve teşvik edin. Yani ''Canı isterse'' değil, sorumluluğu olduğu için dahil olması çok önemli. Çünkü dahil olduğu bu süreç onun sosyal olarak bilinçlenmesine de yardımcı olacaktır.

5- Kaygı seviyesi daha yüksek olan çocuklarınızla rekabet içermeyen oyunlar oynayın. Mesela beraber mandala boyayın, beraber resim yapın, dans edin, müzik dinleyin.

6-Mutlaka evde spor rutininiz olsun. Ev sürecinde olunması yemek yeme sıklığımızı arttıracaktır. Bu süreçte alınabilecek sağlıksız kilolar vücut algısı ve yapısında olumsuz değişime neden olabilir ve bu da depresif duyguların hissedilmesine yol açabilir.

Ve son olarak; siz ebeveynlerin duygu durumunu doğru yönetebilmeniz çok önemli. Sürekli televizyon ya da sosyal medyadan olayları takip etmeniz, çocuğunuzun duymayacağını düşündüğünüz şekilde eşinizle veya telefonla fısıltı dahilinde dahi konuşmanız kısacası evdeki gündeminiz KORONA olmamalı.

Sağlıkla kalın.

KAYNAKÇA:

Çocuklarda Aşırı Kaygı ve Kaygı azaltma Yöntemleri

DACEY John S.

MACK Martha D.

FIORE Lisa B.

Eğitimgen Blog Kategorisindeki Konular

Ana Blog
Ailece Eğlenerek Oynayabileceğiniz Kutu Oyunları

Eğitimgen tarafından hazırlanan " Ailece Eğlenerek Oynayabileceğiniz Kutu Oyunları " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Bir Kavram Bir Çocuğa Ne Verir?

Kardelen ÖZDEMİR tarafından hazırlanan " Bir Kavram Bir Çocuğa Ne Verir? " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Birlikte Karar Verelim Mi?

Niket ÇELİK tarafından hazırlanan " Birlikte Karar Verelim Mi? " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
BÜTÜN ÇOCUKLAR AYNI MI?

Süleyman ÖZDEMİR tarafından hazırlanan " BÜTÜN ÇOCUKLAR AYNI MI? " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuğunuzun 'Hayır' Direnişine Karşı 7 Akıllıca Yöntem İle Başetmenin Yolları

Eğitimgen tarafından hazırlanan " Çocuğunuzun 'Hayır' Direnişine Karşı 7 Akıllıca Yöntem İle Başetmenin Yolları " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuğunuzun Kaygılarının Farkında Mısınız?

Burcu Sinem CİVEK tarafından hazırlanan " Çocuğunuzun Kaygılarının Farkında Mısınız? " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuk ve Aidiyet Bağı

Dilek TURAN ERYETLİ tarafından hazırlanan " Çocuk ve Aidiyet Bağı " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuklar Gizli Düşmana Karşı

Eğitimgen tarafından hazırlanan " Çocuklar Gizli Düşmana Karşı " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuklara Ne İyi Gelir?

Kardelen ÖZDEMİR tarafından hazırlanan " Çocuklara Ne İyi Gelir? " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuklarda İhtiyaçlar Hiyerarşisi Ve Önemi

Dilek TURAN ERYETLİ tarafından hazırlanan " Çocuklarda İhtiyaçlar Hiyerarşisi Ve Önemi " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuklarda Sosyal Duygusal Gelişim

Niket ÇELİK tarafından hazırlanan " Çocuklarda Sosyal Duygusal Gelişim " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz
Ana Blog
Çocuklarda Sosyal Duygusal Öğrenme

Kardelen Özdemir tarafından hazırlanan " Çocuklarda Sosyal Duygusal Öğrenme " başlıklı yazımız.

Blog Yazımızı Okuyunuz

Ana Blog Ana Kategorisine En Son Eklenenler

Eğitimgen Blog
Eğitimgen

Eğitimgen ailesine katılmak için bizimle iletişime geçin!

Aktivite Ana Kategorisine En Son Eklenenler

Eğitimgen: Tüm bilgi birikimimizi paylaşıyoruz

Eğitimde fırsat eşitliğini destekleyen, yeni fikirler üreten, özgün ve farklı içerikler oluşturmaktayız.

YUKARI