Eğitimde Aile Katılımı İstenilen Düzeyde mi?

5 Dakikalık Okuma

Toplumun en küçük yapı taşı ailedir. Anne, baba ve çocuklardan oluşan bu toplulukta iş birliği ve dayanışma hayatın her alanında olmak durumundadır. Ebeveynler, çocuklarının doğumundan itibaren çocuklarına karşı belirli sorumluluklar taşımaktadır. Bunlardan bir tanesi de eğitimdir. Eğitim ailede başlar, çevre ve okulun etkisi ile çocuğun davranışları şekillenir.

Okul, çocuğun davranışlarının şekillendiği ve akademik becerilerin kazanıldığı çok önemli bir görevi üstlenmektedir. Buna rağmen çocuğun gelişiminin sağlıklı olabilmesi sadece okul yani dolayısıyla öğretmenlerden beklenemez. İşte bu noktada ailenin destekleyici ve düzeltici rolüne ihtiyaç vardır. Doğumundan itibaren çocuklarını gözlemleyen, her anına tanık olan, olaylar karşısındaki tutumlarını inceleyen ve yönlendiren ebeveynleri ilk öğreticiler olarak değerlendirebiliriz. Bütün kritik süreçlerde çocuklarının davranışlarına tanık olan ebeveynler, çocuklar hakkında küçümsenemeyecek ölçüde büyük bir bilgi hazinesi oluştururlar.

Peki bu kadar geniş bir bilgi hazinesine sahip olan anne-babalar çocuğun okul yaşamında ne kadar etkili olabiliyor? Bu konuda uzun yıllardır çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Çocukların okul yaşamına dahil olan, öğretmenlere gözlemlerini aktaran, çocukları hakkında bildiklerini paylaşan aileler; okul sürecinde öğretmenlerin işlerini oldukça kolaylaştırmaktadır. Öğretmenin uzun gözlemler sonucunda elde edebileceği bilgilerin ebeveynler tarafından aktarılması, çocuğun akademik başarısına ve okul kültürüne uyumuna olumlu etkisi olacaktır.

Ailenin okul yaşamına katılımını özel gereksinimli öğrenciler açısından değerlendirdiğimizde bu konu daha da dikkate değer bir hale gelmektedir. Bu öğrencilerin eğitim planlarının oluşturulmasında ailelerin vereceği bilgiler en iyi programın hazırlanması için önemlidir.

Özel gereksinimli öğrencilerin aldığı eğitimin kalıcı ve faydalı olabilmesi için öğrendiklerini farklı ortamlara genellemesi büyük önem taşır. Aileler çocuklarını güdülemede, okulda öğrendiklerini günlük hayatta her fırsatta kullanmalarını sağlayarak bilginin, becerilerin kalıcılığının sağlanmasında en önemli görevi üstelenebilirler.Günümüzde Türkiye dahil birçok ülkede özel gereksinimli çocuğa sahip ailelerin çocuklarının eğitimlerinin her aşamasına aktif katılımları yasal bir zorunluluk haline gelmiştir.

O halde soru şu:

Ülkemizde ilkokula devam eden özel gereksinimli çocuğa sahip ailelerin çocuklarının eğitimlerine katılımları istenen düzeyde midir?

Türkiye Eğitim Dergisi’nde yayınlanan Hülya Yıldız’a ait “İlkokula Devam Eden Özel Gereksinimli Çocuğa Sahip Ailelerin Çocuklarının Eğitimlerine Katılımlarının İncelenmesi” adlı araştırma kapsamında ailelerin katılımları ile ailelerin eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik durumları arasındaki ilişki incelenerek aşağıdaki sorulara yanıt aranmıştır:

  • Genel eğitim sınıflarına devam eden kaynaştırma öğrencilerinin ailelerinin çocuklarının eğitimlerine katılımları ne düzeydedir?
  • Ailelerin eğitim düzeyi katılımda farklılaşmaya yol açmakta mıdır?
  • Ailelerin sosyo-ekonomik durumu katılımda farklılaşmaya yol açmakta mıdır?

Araştırma ilkokula devam etmekte olan “hafif derecede engelli” olarak tanılanmış kaynaştırma raporlu çocuğa sahip 570 aile ile yapılmıştır. Katılımcıların 473’ünü anneler, 97’sini ise babalar oluşturmaktadır.

Toplam 570 katılımcıdan 238’i ilkokul, 97’si ortaokul, 144’ü lise, 30’u ön lisans, 57’silisans, 4’ü ise yüksek lisans ve üzeri eğitim almıştır.

Toplam 570 katılımcıdan 440’ı orta sosyo-ekonomik seviyede iken, 115 katılımcının sosyo-ekonomik bakımdan dar gelirli oldukları görülmektedir. Katılımcılardan 15’i ise sosyo-ekonomik yönden yüksek gelirli olarak tespit edilmiştir.

Araştırma sonuçlarına göre;

Ailelerin %32,1’i düşük, %38,6’sı orta, %37,2’si eğitimde yüksek katılım göstermektedir. Bu sonuç yapılan diğer çalışmalarda olduğu gibi ailelerin katılımlarının hedeflenen yüksek oranda olmadığı sonuçları ile benzerlik göstermektedir. Ailelerin sadece %37,2’ sinin yüksek katılım göstermesi özel eğitimde aile katılımı konusunda ailelerin okullar tarafından daha fazla teşvik edilmesi, eğitimcilerin aile katılımının önemini benimseyip ailelerin katılımı için daha fazla emek sarf etmeleri gerektiğini vurgulayan çalışmaları desteklemektedir.

Araştırmada ailelerin eğitim düzeyleri ile katılımları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Daha önce yapılan araştırmalarda bu konuda farklı sonuçlara ulaşılmıştır.

Araştırmada analiz edilen bir diğer soru ailelerin sosyo-ekonomik durumlarının katılımda etkisi olmuştur. Elde edilen sonuç ailelerin sosyo-ekonomik durumları ile katılımları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür.

Aile katılımı özel gereksinimli çocukların eğitiminde istenilen hedeflere ulaşmak için önemlidir. Yapılan bu araştırmanın sonucu uygulamada özel gereksinimli çocuğa sahip ailelerin çocuklarının eğitimlerine katılımlarının artırılmasına yönelik müdahale programlarına ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Hizmetiçi eğitimlerle okul yöneticilerinin ve özellikle öğretmenlerin aile katılımı konusunda olumlu tutum geliştirmelerine, ailelerin katılımını artırmaya yönelik bilgi ve uygulama yeterliliklerinin artırılması sağlanabilir.

Hadi o zaman! Harekete geçmek için ne bekliyoruz?

YILDIZ, H. (2017). İlkokula Devam Eden Özel Gereksinimli Çocuğa Sahip Ailelerin Çocuklarının Eğitimlerine Katılımlarının İncelenmesi. Türkiye Eğitim Dergisi, 82-94.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir