Mavi Papağan – Dehliz

7 Dakikalık Okuma
BÖLÜM 9

Goro ve Ejder, dev adamlardan epey uzaklaşmıştı. Ejder’in kanatları sayesinde büyük bir tehlikeden kıl payı kurtuldular. Aksiyon dolu geçen yolculuklarına devam etmek zorundaydılar. Dördüncü yapbozu da bulup son yapboza ulaşmak istiyorlardı. Ama yapboz parçalarına ulaşmak gitgide zorlaşıyordu. Goro avucunda terden ıslanan haritayı yere serdi. Bir sonraki yapbozun bir dehlizde olduğunu görünce; “Bu sefer işimiz kolay gibi gözüküyor.” dedi. 

Ejder:

Ne olacağı hiç belli olmaz. Bu koca orman sürprizlerle dolu.

 Goro:

 Doğru diyorsun. Ama bir dehlizde ne olabilir ki?

Ejder:

O kadar kolay olsaydı. Orman sakinleri buna ulaşamaz mıydı sanıyorsun. O yüzden çok dikkatli olmalıyız. 

Yorgunlukları yola devam etmelerini engelliyordu. Dinlenmek için uygun bir yerde uzanıverdiler. Goro hülyalarda geziniyordu. Ailesine olan hasreti bilinçaltında sıkışıp kalmıştı. Gördüğü rüyalar bitsin istemezdi. Artık rüya içinde rüya gördüğünü hisseder gibi olmuştu. Aradaki farkı sezemiyordu. Ejder, Goro’yu silkeleyerek uyandırmaya çalışıyordu.

Ejder:

Uyan Goro, yeter artık gitmemiz lazım. Her zamanki gibi rüyada takılıp kaldın. 

Ejder, Goro’yu pençeleri ile kavrayıp ötede fark ettiği gölette daldırıp daldırıp çıkarıyordu. Goro’nun bilinci soğuğa daha fazla dayanamadı.

Goro:

Ejder ne yapıyorsun? Karaya götür beni. 

Ejder: 

Aaaa! Uyandın mı? İyi bari rüyandan kurtulmana sevindim. Kaç saattir uyandırmaya çalışıyordum ama uyanamıyordun. Ben de seni soğuk suya daldırmak zorunda kaldım. Kusuruma bakma yani.

Goro:

Aynen ailemi gördüm rüyamda. Onları o kadar çok özledim ki rüyada bile onları bırakamıyordum.

Ejder:

Artık buna son vermelisin. Bu yaptığın çok tehlikeli. O an saldırıya uğrayabilirdik. 

Goro: 

Doğru söylüyorsun Ejder. Ama bundan nasıl kurtulabilirim ki.

Ejder:

 Şu an aileni çok fazla düşünme. Hedefe odaklanmalıyız. Bilinçaltın seni ele geçirmeye çalışıyor. Buna izin vermemelisin. 

Goro:

 Ejder iyi ki varsın. Sen olmasan ben hiçbir şey yapamazdım gerçekten.

Ejder:

Birlikten güç doğar. Ben de sensiz bir şey yapamazdım. İkimiz de birbirimizden güç alıyoruz. Haydi yolumuz uzun. Koyulalım yola. 

Yola çıktıkları anda ürpertici kurt sesine şahit oldular. Sanki onları fark etmişçesine ulumaya devam ediyordu.  Etrafta kaçışan ve uçan bir canlı fark ettiler. Çok süratli hareket ettiği için seçilmiyordu. Telaşları gitgide artıyordu. Kurt sesine çakal sesi eklenmişti. Ardından ayı, yabani kuş, kaplan sesleri ürkütücü bir ortam oluşturmuştu. 

Goro ve Ejder kendilerine yaklaşan hayvan sürüsü olma ihtimaline karşı bulundukları yerden derhal uzaklaşma düşüncesindeydiler. Uçmaya hazırlanan Ejder, karşılarında uçan yabani hayvanlarla yüz yüzeydiler. Hayvanlar evrim geçirmiş gibiydiler. Kaplan ve kurt uçuyordu. Kanatlarının olması imkânsız hayvanların da kanatları vardı. Elleri olan yabani kuşlar da cabası. Ejder, Goro’ yu sırtına alarak tek çıkış yolu olan kaçmayı denedi. 

Kurt karabatak gibiydi. Sürekli kaybolup beklenmedik bir yerde karşılarına çıkıyordu. Bu hayvanlarla mücadele etmek imkânsız gibiydi. Bütün hayvanların üstün yetenekleri bir canlıda toplanmış gibiydi. 

Goro: 

Biz neden kaçıyoruz. Bu hayvanlarla savaşıp derslerini verelim bence. Biz de güçlüyüz. Yoksa peşimizi bırakmazlar. 

Ejder:

Onlar çok güçlü bizi bir seferde yok ederler. Burası onların yuvası. Onlarla mücadele etmek hayalden öteye gidemez. Bu söylediğin çoban kulübesinde padişah rüyası görmek gibi bir şey.

Ejder peşindekileri atlatmak için kanatlarının eğimini arttırdı. Hava akımından nasıl faydalanacağını çok iyi biliyordu. Yüksek basınç ile alçak basınç ikilisinin ilişkisinden yararlanarak hafifledikten sonra hızı ile gökyüzüne meydan okuyordu adeta. Ejder yalpalama hareketleri ile yönünü değiştirip izini kaybettirmeyi başarmıştı. 

Kocaman bir dehlizi ufukta görür oldular. Dehlizin kapı girişine iniverdiler.  Çok sessizdi. Etrafta kimsecikler gözükmüyordu. Terkedilmiş bir yere benziyordu. Dehliz kapkaranlıktı. 

Goro, kimse yok mu? diye seslendi. 

Sese tepki veren de yoktu. Sesimiz sadece yankı yapıyordu. Sessizlik bize ürkütücü gelmişti. Kocaman bir odunu meşale yapıp Dehlizdeki maceraya adım atmış oldular. Dehliz aşağı doğru eğimli olduğu için yerin derinliklerine doğru yol alıyorlardı. Ejder korkmaya başlamıştı. Çenesi tir tir titriyordu.

Goro: Hayret doğrusu. İlk defa korktuğunu görüyorum. Korkmana gerek yok. Kimsecikler de yok zaten. Bir anda yarasalar sürü halinde yerlerinden ayrılarak dışarı doğru uçuştu. Ejder’in korkusu daha da artmıştı. Yarasaların anlık hareketleri Goro’yu da tedirgin etmişti. 

Ulaştıkları odadan başka bir yola geçiş göremiyorlardı. Ama karşılarında kayanın oyularak yapıldığı tekerlek şeklinde bir kapı olduğunu fark ettiler. Kocaman kayayı incelemeye aldılar. Ancak hareket ettirmekte zorlanıyorlardı. Yapbozun bu kayanın arkasında olduğunu düşünüyorlardı. Bu kadar korunaklı bir yerde olsa olsa yapboz gibi değerli bir şey olmalıydı. Bu da yapbozdan başka bir şey olamazdı. 

Ejder ve Goro bütün enerjilerini kaya parçası ile kapatılan girişi açmak için harcadı. Sonunda koca kaya parçasını kıpırdatmayı başarmışlardı. Kayanın dibini eşeleyerek kapıyı sonunda açtılar. Kapıdan içeri girdiklerinde birçok yol ile karşılaştılar. Dehliz belli ki bir haritaya ihtiyaç duyuyordu. Orta yoldan ilerlemeye devam ettiler. Yerin derinliklerinden metan gazının yoğunluğu gitgide artıyordu. Ejder ve Goro gazın etkisiyle ilerlemekte zorluk yaşıyorlardı. 

Yolun sonunda çıkmaz odaya vardılar. Oda da birçok şifre barındırıyordu. Goro şifreleri zihninde birleştirmek için mücadele ediyordu. Üçüncü yapboz şeklinde oyulmuş kayaya yapboz parçasını yerleştiriverdi. Sağa bir tur döndürüp ileri itince odada izi belli olmayan bir kayalı kapı gömülü yerinden kıpırdayarak açıldı. Goro ve Ejder kapının ardını meşale ile aydınlattılar.

Gördüklerine inanamıyorlardı. Büyük bir oda ve içinde tonlarca mücevher vardı. Hemen yapbozu aramaya koyuldular. Kayanın oyularak masaya benzetilmiş. Üzerinde altından yapılmış tuhaf bir heykel vardı. Heykelin içinde yapbozu bulmanın sevincini sonunda yaşamışlardı. Ancak bir sorun vardı. Neden diğer yapbozlar gibi tehlikeli bir süreç başlamamıştı? Kimse tarafından da korunmuyordu. Belli ki bu yapbozu koruyanlar buradan gitmek mecburiyetinde kalmışlardı. Bu odayı da kimse açamasın diye de şifrelemişlerdi. Üçüncü yapboz olmasaydı zaten kapıyı açamazdık. Aslında bunlar her şeyi açıklıyor. Bütün yaptıklarımız birbirinin nedeniydi. Bütün olaylar bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı aslında. Son yapboz için Goro ve Ejder’i neler bekliyor acaba işte bu çok önemli. Çünkü son yapbozu da bulabilirlerse eve gitmenin yoluna kavuşacaklar. 

Goro ve Ejder’in yapboz macerası kaldığı yerden devam ediyor. Bir sonraki bölümde neler olacağını merak ediyorsanız egitimgen.com’u takipte kalın. 

Serinin önceki bölümünü okumadıysanız;

https://www.egitimgen.com/egitimgen-hikaye-kosesi/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir